• Dr.Bahtiyar EREN

28. Atatürk ile Mülakat Serisi-21 (Fert, Toplum ve Millet Yaşamı)


Benim naçiz (önemsiz) vücudum, bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti, ilelebet (sonsuzluğa kadar) payidar (kalıcı) kalacaktır.

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK


Bu çalışmada Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ile "Fert, Toplum ve Millet yaşamı" üzerine yapılacak olan bir mülakatta sorulabilecek 33 soru belirlenmiş ve ATATÜRK'ün sözleri ile cevap verilmiştir.


Bu çalışmada ana kaynak olarak, Prof. Dr. UTKAN KOCATÜRK tarafından derlenen ve Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi tarafından yayınlanan Atatürk'ün Fikir ve Düşünceleri kitabında yer alan "Fert, Toplum ve Millet Yaşamı" ile ilgili konuları esas alınmıştır.


Soru 1: Özgürlüğünü, kaderini başka milletlere bağlayanlara ne olur?

Mukadderatını, kendini zincire vuran kişilere terk eden milletler, o kişilerin keyif ve arzularına oyuncak olmaya karar vermiş, razı olmuş sayılırlar. Bu türlü milletler, talihlerini ellerine bıraktığı insanlar başarı kazandıkça o insanların daha kuvvetli baskısı altında kalırlar. Başarı kazanmazlarsa felâket, yok olma yalnız o insanlara değil, onlara tâbi olan topluma gelir. O halde her iki ihtimalde de böyle bir millet, felâkete maruz ve mahkûmdur. 1922 (Atatürk’ün S.D.II, s. 27)


Varlığını anlamış olan, hürriyet ile esaret farkını takdir eden, ölümü esarete tercih eden ve bunu her gün fiilen ispat etmekte olan bir milleti, mutlaka imha zalim arzusuna düşmek kadar dünyada vahşet düşünülebilir mi?

1922 (Atatürk’ün S.D.II, s. 36)


Soru 2: Sizce toplum neden önemlidir?

Her şeyin koruyucusu, insan cemiyetidir. Bizi koruyan, refah içinde yaşatan, toplumdur. Bu sebeple topluma ehemmiyet vermek, onu kuvvetlendirmek ve yaşatmak lâzımdır. Bunun için her türlü gelişme, huzur ve güven kaynağı toplumdur.

1932 (Enver Behnan Şapolyo, Atatürk ve Millî Mücadele Tarihi, s. 305)


Soru (3) : Toplumda değer, kıymet ve kuvvet nasıl ortaya çıkar?

Soru (4) : İnsanların bir arada yaşaması neden gereklidir ATAM?

Soru (5) : Toplumda şeref kademleri olur mu?

(1)Bir toplulukta kıymet ve kuvvet, onu kuran fertlerin kendilerini kıymet ve kuvvet saymalarındadır. Ancak bu gibi fertlerden kurulmuş olan toplumlardır ki, yekpare kıymet, kudret manzarası gösterebilirler.

(2) İnsanlar, dünya yüzünde insan sıfatını aldıkları, tarihten önceki zamandan bugüne kadar, yalnız yaşayamayan ve mutlaka topluluk halinde yaşamak doğal kaderinde yaratılmış olduklarını bilmelidirler. İşte bu itibarla hepimiz söyleriz, hepimiz şerefleniriz, hepimiz bu şerefi kendimize bağlayabiliriz; fakat hakikat şudur ki her ferdî şeref ve haysiyet ve kahramanlık hiçbir ferdin değildir, bütün bu fertlerden meydana gelen toplumundur.

(3) Bu toplum içinde bilhassa şeref kademeleri yapmak hatadır. Kuvvet kademeleri yapmak; bu ise o toplumun yapabileceği şey değildir, o toplumun bilinci dışında onun doğurabileceğinde ve doğurabileceklerinde belirirse, toplum kendinden doğmuş olan bu vaziyetlere karşı yadırgamaz.

1937 (Afet İnan, Atatürk Hakkında H.B. s. 88-90)


Soru 6: Bir toplumun yoksulluk sebebi nedir sizce?

Milleti uzun asırlar dalgın bırakan çeşitli sebepler arasında hakikî noktayı, bir kelime ile ifade etmiş olmak için diyebilirim ki, bütün yoksulluklarımızın kesin sebebi, zihniyet meselesidir. İnsanlar ve insanlardan meydana gelen topluluklar her şeyden evvel bütün fertleriyle doğru bir zihniyete sahip olmalıdırlar. Zihniyeti zayıf, çürük, hasta olan bir toplumun bütün çalışması boşadır. 1923 (Atatürk’ün S.D.II, s. 138)


Soru 7: Toplumda zihniyet değişikliği kısa sürede yapılabilir mi?

Uzun asırların uyuşturucu idare ve eğitiminin, bir toplumu, bir günde, bir senede serbest bırakabileceğini düşünmek ve kabul etmek doğru değildir. Bu sebeple, tabiat ve hakikati bilenler, elinden geldiği kadar, mensup olduğu milleti aydınlatıp doğru yolu göstererek, onlara, kurtuluş hedefine yürümekte rehberlik yapmayı en büyük insanlık vazifesi bilmelidirler. 1927 (Nutuk I, s. 359-360)


Soru 8: Bir kişi, bu zihin değişikliğini yapabilir mi?

Bir millet, bir memleket için kurtuluş, esenlik ve muvaffakiyet istiyorsak bunu yalnız bir şahıstan hiçbir vakit istememeliyiz. Umumî kurtuluşu, gene umumî gayret temin eder ve bir millet, bir toplum yalnız bir ferdin gayretiyle bir adım bile atamaz.

(M. Turhan Tan, Ata Sözü, En Büyük Kaybımız, s. 93 - 94)


Soru 9: Sizce en iyi fert kimdir?

En iyi fertler, kendinden ziyade mensup olduğu toplumu düşünen, onun varlığının ve mutluluğunun korunmasına hayatını veren insanlardır.

1930 (Ayın Tarihi, Cilt: 24, Sayı:82-83, 1931)


Soru (10): Sizce insanların sahip olduğu en önemli hak nedir ATAM?

Soru (11): İnsanların hak ve vazifesi hakkında ne düşünüyorsunuz ATAM?

(10) Hakların en birincisi, yaşamak hakkıdır. Diğer bütün haklar ve bu haklara mukabil vazifeler, hep yaşamak hakkına dayanır. Bugünkü hukuk, insanları, her kim olursa olsun, herhangi memlekette bulunursa bulunsun, yaşamak hakkına sahip sayar. Şüphe yok, bir insanın yaşamak hakkı, onu diğerlerinin yaşamak hakkına saygı göstermek vazifesiyle bağlar. Bu fikri daha açık ifade edelim:

(11) Bir insanın hakkı, diğer bir insan için vazife olur ve yine bir insanın vazifesi de diğer insanın hakkı demektir. Hak, salâhiyet dediğimiz zaman hemen aynı şeyleri anladığımız gibi vazife, mecburiyet, yükümlülük, vecibe, borç da birbirinden ayrılmayan şeylerdir. Anlıyoruz ki, hakkın bulunduğu yerde vazife ve vazifenin bulunduğu yerde hak vardır. Yani, her insan aynı zamanda hem kendine ait birtakım haklara sahiptir, hem de başkalarına ait hakların kendine yüklediği birtakım vazifelere sahiptir.

İnsanlar, toplumsal hayatta haklardan ve vazifelerden örülmüş bir şebeke içinde tasavvur olunabilir. İnsanlar, insan kaldıkça bu şebekeden çıkamazlar. Şunu da bilmelidir ki, bu söylediğimiz esas, insaniyetin tarihine nispetle yenidir ve hatta denilebilir ki, bu esas istenildiği derecede tam, kesin, mutlak olarak bütün insaniyetin ruhuna henüz girmemiştir.

1930 (Afet İnan, M.B. ve M.K. Atatürk’ün El Yazıları, s. 43)


Soru 12: Tüm insanlığı nasıl betimlersiniz ATAM?

Bütün insanlar, bir toplumsal vücudun azalarıdır ve bu sebeple birbirine bağlıdır.

1930 (Afet İnan, M.B. ve M.K. Atatürk’ün El Yazıları,s. 522)


Soru 13: Türk ve Dünya toplumları bir arada bakışınızı alabilir miyim?

Başkasına olan bir iyilik bize de iyiliktir; başkasına olan kötülük bize de kötülüktür. Bu sebeple iyiliği sevmek ve kötülükten kaçınmak lâzımdır. Yaptığımız işler, etrafımızda sevinçler veya acılar halinde akisler uyandırır; bu hal bize vicdan vazifeleri duyurur. Bağlılık, bizi başkaları için hoşgörülü yapar. Çünkü, başkalarının kusurlarında bizim de istemeyerek ekseriya beraber suçlu olduğumuzu gösterir. Özetle, bağlılık, “herkes, kendi için” yerine “herkes, herkes için” düşüncesini koyar. Bu düşünce toplumsaldır, millîdir, geniş ve yüksek mânasıyla insanîdir.

1930 (Afet İnan, M.B. ve M.K. Atatürk’ün El Yazıları,s. 73; 529-531)


Soru (14): Toplumda hoşgörü nedir?

Soru (15) Toplumda herkesin aynı düşünmesi güzel bir şey midir?

(1) Muhtelif inanışlı kimseler, birbirlerine kin, nefret besliyorlarsa, birbirlerini hor görüyorlara ve hatta sadece birbirlerine acıyorlarsa, bu gibi kimselerde hoşgörü yoktur; bunlar bağnazdırlar. Hoşgörü o kimsede vardır ki, vatandaşının veya herhangi bir insanın vicdanî inanışlarına karşı, hiçbir kin duymaz; bilâkis hürmet eder. Hiç olmazsa, başkalarının, kendininkine uymayan inanışlarını bilmemezlikten, duymamazlıktan gelir. Hoşgörü budur. Fakat, hakikati söylemek lâzım gelirse diyebiliriz ki, hürriyeti hürriyet için sevenler, hoşgörü kelimesinin ne demek olduğunu anlayanlar, bütün dünyada pek azdır. Her yerde umumî olarak geçerli olan bağnazlıktır. Her yerde görülebilen barış manzarasının temeli, bağnazlık ile hür fikrin, birbirine karşı kin ve nefreti üstündedir. Temelin devrilmemesi, kin ve nefret zeminindeki dengeyi tutan fazla kuvvet sayesindedir. Bu söylediklerimizden şu netice çıkar ki, aramızda, hürriyet engellerinin ortadan kalktığına, bizim gibi düşünen ve hissedenlerle birlikte yaşadığımıza hüküm vermek müşküldür. O halde görülen, hoşgörü değil, zaafın dermansız bıraktığı bağnazlıktır.

(2) Şüphesiz, fikirlerin, inançların başka başka olmasından, şikayet etmemek lâzımdır. Çünkü, bütün fikirler ve inançlar, bir noktada birleştiği takdirde, bu hareketsizlik belirtisidir, ölüm işaretidir. Böyle bir hal elbette arzu edilmez. Bunun içindir ki gerçek hürriyetçiler, hoşgörünün umumî bir haslet olmasını temenni ederler.

1930 (Afet İnan, M.B. ve M.K. Atatürk’ün El Yazıları s. 509-512)


Soru 16: Hoşgörünün genel olarak nasıl yaygınlaştırabiliriz?

Hoşgörünün arzu edildiği gibi, umumîleşmesi, huy haline gelmesi fikrî terbiyenin yüksek olmasına bağlıdır.

1930 (Afet İnan, M.B. ve M.K. Atatürk’ün El Yazıları, s. 515)


Soru 17: Hoşgörü gösterilmezse sonucu ne olur ATAM?

Unutmamalıdır ki, bazı insanlar geleceği, mazinin arasından görmekte direnirler. Bunlar, alâkamızı kestiğimiz an’anelere karşı mutlaka, bağlılığın iadesini isterler. Bu gibi insanlar, kendi inandığı gibi inanmayan kimseleri istedikleri gibi ezemezlerse, kendilerini cenderede hissederler.

1930 (Afet İnan, M.B. ve M.K. Atatürk’ün El Yazıları s. 514-515)


Soru 18: Kamuoyundaki değişik fikirleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kamuoyu, milletin içinden taşan bir, değişik fikirler denizidir. O denizde muhtelif cereyanlar, muhtelif münakaşa dalgaları vücuda getirir. Kamuoyu, ruhî bir âlemdir. Orada seyreden fikir mücadelesi, dikkatli gözlerden gizli kalamaz.

1930 (Afet İnan, M.B. ve M.K. Atatürk’ün El Yazıları, s. 59; 479-480)


Soru 19: Kamuoyunda oluşan "hava" her zaman topluma faydalı mıdır?

Gerçek kamuoyu, hariçten kimsenin tesiri olmaksızın tabiî olarak mevcut olan fikir ve duyguların, yine tabiî olarak yarattığı bir havadır. Halbuki insan daima tesir altında kalır. Yalnız yeter ki bu tesir, toplumu meydana getiren insanların hakikaten onları düşünen ve bütün varlığını onlara veren ve adayanları tarafından yaratılsın. Bu suretle yaratılacak olan kamuoyu, bu memleketin geleceğini temin edebilir. Yoksa, herhangi esen bir hava ile değişebilecek bir kamuoyu içinde yaşarsak yarına itimat mümkün olmaz. Türk milletinin sağlam bir fikre sahip olmasını temin etmek gayemizdir. Yürüdüğümüz gerçek yolunun, milleti mutluluğa eriştiren biricik yol olduğunu anlatmak lâzımdır. Her şeyin yapılmasına çalışırken bütün çalışmanın, bütün teşebbüslerin üstünde Türk kamuoyunu gerçeği kavrama ve sezmeye alıştırmak, bu hali ona tabiî hal yapmak, şuradan ve buradan gelecek günlük fikirlere ve sahtekâr ve aldatıcı telkinlere asla ehemmiyet vermeyecek bir olgunlukta yaratmaktır.

1931 (Ayın Tarihi, Cilt: 24, Sayı : 82-83, 1931)

Soru 20: Kişiler kendi fikirlerini kamuoyu fikri gibi gösterebilir mi?

Kamuoyu gibi gösterilmek istenilen yapay fikirler, en nihayet, hususî fikirler gibi mütalâa olunabilir. Kıymetli ve menfaati gerektirir görülürse göz önüne alınır; fakat, devlet idaresinde uyulması gerekli kurallar mahiyetinde telâkki edilemezler. Umumî kıymeti olmayan fikirlerin ve mütalâaların lüzumundan fazla ehemmiyetle karşılanmaması, o fikirler ve mütalâalar sahiplerini üzmemelidir. Dargın hislerine mağlup olarak serzenişlerde bulunanları mazur görsek bile, haklı bulamayız.

1925 (Atatürk’ün S.D.V, s.210)


Soru 21: Kamuoyuna yanlış fikir verenler hakkında ne düşünüyorsunuz ATAM?

Bu memleketin içinden ve bu memleketin evlâdından -bilmiyorum evlâdından mıdır?- bazı insanların bütün hakikatlere göz yumarak kamuoyuna yanlış fikirler ve istikametler göstermesi hakikaten üzüntü vericidir. Bunu yapanlar ya çevrelerini göremeyecek kadar cahil ve ahmak, yahut gerçeğe temas etmekten korkacak kadar alçak ruhlu kimselerdir. Her iki halde de bu gibiler, Türk milletinin yüksek kamuoyu karşısında, hiç olmazsa utanç duymalıdırlar.

1931 (Vakit ve Cumhuriyet gazeteleri, 1.2.1931)


Soru 22: Hükümet ve kamuoyu ilişkisi nasıl verimli olur?

Millî egemenlik esasına dayanan temsilî bir hükûmette, kamuoyu büyük rol oynar. Basın ve toplantı hürriyetleri olmadan ve umuma ait işler hakkında geniş bir tenkit sahası bırakılmadan, kamuoyu vazifesini yapamaz. Millî egemenlik ve temsilî hükûmet fikrinin yayılması ve yükselmesi, ancak kamoyunun faaliyeti ile mümkündür.

1930 (Afet İnan, M.B. ve M.K. Atatürk’ün El Yazıları, s. 59; 477-478)


Hükûmet, tavır ve hareketlerini tanzim için, kamuoyuna ehemmiyet verince, kamuoyu teşkilâtlanır. Kamuoyunun daima istifade olunabilecek, hazır bir halde bulunabilmesi, onun bir teşkilâta malik olmasıyla mümkündür. Bu teşkilât, serbest tenkit ve münakaşa sahasıdır. Bu saha daima açık olmalı ve daima çeşitli fikirlerle beslenmelidir. Bu ise, basının gayreti ve umumun menfaatinin her gün yeniden yeniye münakaşa edilmesiyle olur. 1930 (Afet İnan, M.B. ve M.K. Atatürk’ün El Yazıları, s. 60; 485)


Soru 23: Hürriyet kavramını nasıl açıklarsınız ATAM? Hürriyet, insanın düşündüğünü ve dilediğini mutlak olarak yapabilmesidir. Bu tarif, hürriyet kelimesinin en geniş mânasıdır. İnsanlar, bu mânada hürriyete, hiçbir zaman sahip olamamışlardır ve olamazlar. Çünkü malûmdur ki insan, tabiatın mahlûkudur. Tabiatın kendisi dahi, mutlak hür değildir; kâinatın kanunlarına tâbidir. Bu sebeple, insan ilk önce, tabiat içinde, tabiatın kanunlarına, şartlarına, sebeplerine, âmillerine bağlıdır. Meselâ, dünyaya gelmek veya gelmemek insanın elinde olmamıştır ve değildir. İnsan, dünyaya geldikten sonra da, daha ilk anda, tabiatın ve birçok mahlûkların esiridir. Himaye edilmeye, beslenmeye, bakılmaya, büyütülmeye muhtaçtır.

1930 (Afet İnan, M.B. ve M.K. Atatürk’ün El Yazıları, s. 450)


Soru 24: Hürriyet olmazsa bir toplumda ne olur ATAM?

Hürriyet olmayan bir memlekette ölüm ve çöküntü vardır. Her ilerlemenin ve kurtuluşun anası hürriyettir.

1906 (Atatürk’ün S.D.II, s. 1)


Hürriyet, Türk’ün hayatıdır.

1930 (Afet İnan, M.B. ve M.K. Atatürk’ün El Yazıları, s.464)

Soru 25: Toplumda fazla baskı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Hürriyetten doğan buhranlar ne kadar büyük olursa olsun, hiçbir zaman fazla baskının temin ettiği sahte güvenlikten daha tehlikeli değildir.

1930 (Asım Us, Hatıra Notları, s.21)


Soru 26: Türk toplumunda baskı ve gericilik söz konusu olabilir mi?

Diyorsunuz ki, baskı fikri ve gericilik bir daha yer bulamayacaktır. Ben de aynı kanaatteyim. Bunu, sizin gibi gençlerden işitmek şeref vericidir.

1922 (Atatürk’ün S.D.II, s. 48)


Soru 27: Vicdan hürriyeti hakkında ne düşünüyorsunuz ATAM?

Vicdan hürriyeti mutlak ve taarruz edilmez, ferdin tabiî haklarının en mühimlerinden tanınmalıdır. Medeniyetin geri olduğu cehalet devirlerinde, fikir ve vicdan hürriyeti tahakküm ve baskı altında idi. İnsanlık bundan çok zarar görmüştür. Bilhassa din muhafızlığı kisvesine bürünenlerin, gerçeği düşünebilenler, söyleyebilenler hakkında reva gördükleri zulüm ve işkenceler, insanlık tarihinde daima kirli facialar olarak kalacaktır.

Türkiye Cumhuriyeti’nde, her reşit dinini seçmekte hür olduğu gibi, muayyen bir dinin merasimi de serbesttir; yani âyin hürriyeti korunmuştur. Tabiatıyla, âyinler asayiş ve umumî adaba aykırı olamaz; siyasî nümayiş şeklinde de yapılamaz. Mazide çok görülmüş olan bu gibi hallere, artık, Türkiye Cumhuriyeti asla tahammül edemez. Bir de, Türkiye Cumhuriyeti dahilinde, bütün tekkeler ve zaviyeler ve türbeler kanunla kapatılmıştır. Tarikatlar kaldırılmıştır. Şeyhlik, dervişlik, çelebilik, halifelik, falcılık, büyücülük, türbedarlık vb. yasaktır. Çünkü bunlar gericilik kaynakları ve cehalet damgalarıdır. Türk milleti, böyle müesseselere ve onların mensuplarına tahammül edemezdi ve etmedi.

1930 (Afet İnan, M.B. ve M.K. Atatürk’ün El Yazıları, s. 471-472)


Soru 28: Bireysel hürriyetler hakkında ne düşünüyorsunuz ATAM?

Çağdaş demokraside ferdî hürriyetler, hususî bir kıymet ve ehemmiyet almıştır; artık ferdî hürriyetlere devletin ve hiç kimsenin müdahalesi söz konusu değildir. Ancak, bu kadar yüksek ve kıymetli olan ferdî hürriyetin, medenî ve demokrat bir millette, neyi ifade ettiği, hürriyet kelimesinin mutlak surette düşünülebilen mânasıyla anlaşılmaz. Söz konusu olan hürriyet, toplumsal ve medenî insan hürriyetidir. Bu sebeple ferdî hürriyeti düşünürken, her ferdin ve nihayet bütün milletin müşterek menfaati ve devlet mevcudiyeti göz önünde bulundurulmak lâzımdır. Diğerinin hak ve hürriyeti ve milletin müşterek menfaati, ferdî hürriyeti sınırlar.

Ferdî hürriyeti sınırlama, devletin de âdeta esası ve vazifesidir. Çünkü, devlet ferdî hürriyeti temin eden bir teşkilât olmakla beraber, aynı zamanda bütün hususî faaliyetleri, umumî ve millî maksatlar için birleştirmekle vazifelidir. “Hürriyet, başkasına zararı dokunmayacak her türlü tasarrufta bulunmaktır” denildiği zaman vatandaş hürriyetinin, yalnız bunun gaye olduğu, devletin bu gayeyi temin için bir vasıta sayıldığı ifade edilmiş olur. Fakat bu vasıtadır ki, milletin umumî menfaat ve gayesini muhafaza edecektir.

1930 (Afet İnan, Atatürk Hakkında H.B.,s.278)


Soru 29: Devlet, vicdan ve düşünce hürriyeti ilişki nedir?

Vatandaşlar bilmelidir ki, vicdanî ve fikrî hürriyet vardır; fakat nihayet bunlar sınırsız değildir. Ferdî hürriyet karşısında fertlerin hepsinin kurduğu, dayandığı bir devlet, devletin de idaresi, hâkimiyeti vardır. Fertlerin hürriyetini korumakla vazifeli olan insanların, diğer taraftan devletin de irade ve hâkimiyetinin felçli bir hale gelmemesine çok dikkat etmeleri lâzımdır. Fertlerin hürriyeti, devletin hâkimiyet ve iradesinin korunmasına bağlıdır. Devlet iradesi felç olursa fertlerin hürriyetini muhafaza edecek hiçbir kuvvet ve vasıta kalmaz. Bundan ötürü hürriyeti yalnız bir taraflı değil, her iki taraflı düşünmek lâzımdır.

Ferdî hürriyetler mukaddestir. Bunların korunması için daima çalışılır. Fakat bu çalışmada devletin kuvveti, otoritesi hiçe sayılırsa -farzımuhal olarak belki bu hiçe indirilebilir- ancak bu takdirde bu gibi insanların nihayet mutlaka başka bir devletin otoritesi altına girmek aşağılığına düşeceklerini, yabancı bir devletin otoritesinin esaret zincirlerini kendi elleriyle boyunlarına takmaya mecbur olacaklarını hatırdan çıkarmamak lâzımdır.

1931 (Vakit gazetesi, 19. 2. 1931; Taha Toros, Atatürk’ün Adana Seyahatleri, s. 37)


Soru 30: Fertlerin emniyeti nasıl sağlanacak ATAM? Biz yurt emniyeti içinde fertlerin emniyetini de, lâyık olduğu derecede göz önünde tutarız. Bu emniyet, Türk Cumhuriyeti kanunlarının, Türk hâkimlerinin teminatı altında, en ileri şekilde mevcuttur.

1937 (Atatürk’ün S.D.I, s. 378)


Soru 31: Devlet sanatı ile bireysel hürriyet arasındaki ilişkiyi anlatır mısınız?

Ferdî hürriyetin ne kadarından feragat edilmesi lâzım geleceği, içinde bulunulan zamana ve memlekete göre değişir. Müstesna zamanlar, müstesna tedbirler icap ettirebilir. Bir de hürriyetin kötüye kullanılması, hürriyetin geçici, lâkin geniş miktarda sınırlanmasını gerektirebilir. Bütün bu tedbirleri ve sınırlamaları tanımak lüzumu, devlet fikir ve kavramını ifade eder. Bu hususlardaki tedbirlerin şiddetini ve hudutların genişliğini ölçmek, büyük bir sanattır. Devlet sanatı, işte budur. Vatandaşların umumî hürriyet ve saadeti için, fertlerden, ancak devlet için zarurî olan bir kısım hürriyetlerinin bırakılması istenebilir.

1930 (Afet İnan, M.B. ve M.K. Atatürk’ün El Yazıları, s. 462-463)

Soru 32: Yurdun bir köşesindeki sıkıntı bütün vatana yayılır mı?

Vatanın her köşesinde, kamu huzurunu bozan hâdisenin, yalnız oradaki vatandaşları değil, en uzak yerlerdeki vatandaşların rahatını, mutluluğunu ve çalışma hayatını ve ekonomik durumunu ve üretimini etkilediği ve zarar verdiği açıktır. Bundan dolayı, her saadetin ve her faaliyetin ve bilhassa iktisadî ve ticarî gelişimin ilk şartı, huzur ve sükûn ile emniyet ve asayişin, bozulması mümkün olmayan bir emniyet ve kuvvette bulunmasıyla kabildir. Bu sebeple de Cumhuriyet polis ve jandarmasının ve Cumhuriyet ordusunun şeref ve itibarı, her düşüncenin üstündedir. Bu şeref ve itibara saygı için vatandaşlarımın dikkat ve uyanıklığını isterim.

1925 (Atatürk’ün T.T.B.IV, s. 520)


Soru 33: Bireysel özgürlükler iç siyasette nasıl ele alınmalıdır?

Cumhuriyetin iç siyaseti, vatandaşın yaşayışını hiçbir nüfuz ve sataşmanın tesirinde bırakmaksızın temin etmektir. Bu siyaset dikkatle takip olunmaktadır.

1929 (Ayın Tarihi, sayı: 68, 1929, s. 5024)


Atatürk'in Fert, Toplum ve Millet Yaşamı ile ilgili video için:



Güzel günler sana gelmez, sen onlara yürüyeceksin.

Hz.Mevlana


1. Yalın Yönetim ilgili diğer bilgileri Yazardan Direkt Yayınevi tarafından basılan "Yalın Yönetim ve Teknikleri: Soru ve Yanıtlarla" adlı kitabımda bulabilir, www.heryerdekitap.com ve amazon.com.tr adreslerinden sipariş vererek temin edebilirsiniz.

2. Ayrıca, www.freeleansixsigma.com web sayfamda Türkçe ve İngilizce Yalın Altı Sigma ile ilgili detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz.

3. Yalın Yönetim ile ilgili kısa fakat öz ve açıklayıcı bilgileri içeren eğitici videolarımı "Dr.Bahtiyar EREN" YouTube kanalımda bulabilirsiniz. Videolarım İngilizce ve Türkçe olarak hazırlanmıştır.


Kalite dostu ve gönüllüsü olmanız ve kalmanız dileğiyle saygılarımı sunarım.

Dr.Bahtiyar EREN








0 views
Operations Research
CSSBB, CSSGB, CQE
(American Soceity of Quality-ASQ)

© 2019 by Bahtiyar EREN. Bu web sayfası Wix.com programı ile oluşturulmuştur.

Pictures are taken from https://pixabay.com